Bu şarkıya sardım bugün. Sabahtan beri kaçıncı dinleyişim bilmiyorum. Sanırım geçen sene Ekim’den beri alkol kullanmıyorum. Bugün sevgilimin omuzlarında şarap içesim geldi. Şaraptan nefret ederim oysa ki. Ama bazen istiyor işte bünye. Ulan diyorum bok mu var da para kazanmak için çalışmak zorundayız. İş güç olmasa, bütün gün evde sevdiceğimle pijamalarımızla oturup televizyon izlesek, çekirdek çitlesek olmaz mı? Olmuyor işte. İlerde olur belki. Geleceğe dair beklentilerimiz değil mi bizi ayakta tutan? Bugünlerimize de şükür. Çok bekledik kavuşmayı. Çok ayrı kaldık. Çok çektik. Artık beraberiz. Hüzünlü şarkıları hayatımda olmadığı için değil, hayatımda olduğu için dinliyorum artık.

"Kadınımsın,ecemsin, yarınımsın, nazımsın, imanımsın, inancımsın, her şeyim…"

Siyasi Mevzular

Geçtiğimiz Pazar günü (03.08.2014) İzmit’teydim. Sevdiceğimle Seka Park’a kahvaltı yapmaya gittik. Ramazan dolayısıyla uzun süre beraber kahvaltı yapamamıştık. İkimiz için de en güzel ve en önemli öğün kahvaltı. Büyük keyif alırız. Neyse konumuz kahvaltı değil tabi ki. Seka Park dediğimiz yer deniz kenarında, kafelerin, yürüyüş yolunun bulunduğu büyükçe bir park. Kahvaltıya başladıktan sonra tepemizden 3-4 tane helikopter geçti belirli aralıklarla. Sonra denizin ortasında bir gemicik bangır bangır “göründüğü gibi olan, gücünü milletten alan, Recep Tayyip Erdoğan” müziği ile dibimize kadar sokuldu. Üzerinde RTE posterleri. Bir yandan da anons yapılıyor. “Başbakanımız bugün Kocaeli’de” diye. Ulan dedik burada da kurtuluş yok. Hafta içi seçim arabalarından kurtulamadık, televizyonda reklamlarından kurtulamadık, Pazar kahvaltımızın da içinde adam dedik.

Neyse, kahvaltımızı ettik, biraz yürüdük filan sonrasında 13.00-14.00 civarı Outlet Center AVM’ye gitmek istedik. Tabi trafik o biçim. Otobüsler, minibüsler, “AK” plakalı lüks araçlar. Belirli bir noktaya kadar gittik zor bela. AVM yoluna dönmemiz gereken noktada polis amcaları gördük sonra karşımızda. Yolu kapatmışlar. “Outlet Center’a gideceğim, neden kapalı bu yol” diye sordum maaşını benim ödediğim devlet memuruna. “Başbakan geliyor.” dedi. “Peki başka yol var mı gidebileceğim, nereden gideceğim?” dedim, “Başbakan geliyor kardeşim, uzatma daha fazla devam et” dedi. Devam etmek istediğim yolu kapatmamış gibi. Ettiğim küfürleri buraya yazmayayım şimdi. 

Seçim günü geldi çattı. Televizyonda, internette, sokakta, kahvatıda, yemekte, alışverişte… Kısacası her yerde cumhurbaşkanlığı seçimleri için istemediğimiz siyasi yüzleri görmekten kurtuluyoruz. Sırf bunun için seviniyorum. Eziyet bitiyor.

Demokratik, özgür bir toplumuz ya sözde, bizim özgürlüğümüz bu kadar işte. Bu sadece AKP için değil. Devletler oy birliği ile seçilip başımıza gelmezse, oy çokluğu ile başımıza gelenler, azınlık seçmenlerine her şeyi yapabilir. Çünkü demokrasi bunu gerektirir.

Özetle; kahrolsun siyaset, yaşasın sevgiliyle edilen kahvaltılar.

Ağaç gölgesinde, kurumaya yüz tutmuş gölete karşı, sırtımda serin rüzgar…

Ağaç gölgesinde, kurumaya yüz tutmuş gölete karşı, sırtımda serin rüzgar…

"Yollarına papatyalar çiziyorum o kıza, ayaklarına dikenler bile batmasın diye." demişti Ahmet Kural, Feride’sine.
Ben bunu “yollarına papatyalar döşüyorum, ayaklarına dikenler batmasın diye” olarak değiştirebilir miyim? Ya da hiç edebileştirmeden “ayaklarına papatyalar topladığım kadın” mı demeliyim? Bilemedim.

"Yollarına papatyalar çiziyorum o kıza, ayaklarına dikenler bile batmasın diye." demişti Ahmet Kural, Feride’sine.

Ben bunu “yollarına papatyalar döşüyorum, ayaklarına dikenler batmasın diye” olarak değiştirebilir miyim? Ya da hiç edebileştirmeden “ayaklarına papatyalar topladığım kadın” mı demeliyim? Bilemedim.

"Gülmek ideolojik bir eylemdir" demiş Zeynep Kuray. Sonra birisi onu "Gülmek devrimci bir eylemdir" olarak düzeltmiş. 
Her konuşmasında, her mitinginde “Rabia” selamıyla sahneye çıkan birisinin Mısır’daki 529 “devrimci”nin idam kararıyla alakalı tek bir kelime etmemesi akıl alır gibi bir olay değil. Üstelik bu “adam” “dünya lideri” diyor kendisine. Dünya liderlerinin bu konuda sessiz kalmasına tepki göstermiyor, bu katliama dur demek için onları göreve çağırmıyor. Susuyor çünkü. Başörtüsünü kullanarak bi seçim kazandı, Mısır’ı kullanarak bi seçim daha kazandı. Artık bunlara ihtiyacı yok çünkü, istediğini aldı ve köşesine çekildi. Cumhurbaşkanlığı için neler üretecek bakalım. İnsanların hangi duygularını sömürecek. İnsanlara ne diyecek de “kandıracak” onları yine. Hep beraber göreceğiz. Göreceğiz ama elimizden bir şey gelmeyecek. Çünkü Gezi Parkı’nda ölenleri hala sahiplenemedi bu insanlar. Kalpleri kaskatı kesildi. Ölen kişi alevi mi, kürt mü diye sordu önce. Onlar için önemli kriter o çünkü. Ne söylesek, ne desek inandıramadık onları “halkların kardeşliğine, dostluğa, insanlığa…” Gerçi öldürülmek üzere olan “din kardeşleri” için de bir şey yapmıyor ya bu insanlar, neyse. 
Neydi o meşhur söz; “dünyalılardan tiksiniyorum.”

"Gülmek ideolojik bir eylemdir" demiş Zeynep Kuray. Sonra birisi onu "Gülmek devrimci bir eylemdir" olarak düzeltmiş. 

Her konuşmasında, her mitinginde “Rabia” selamıyla sahneye çıkan birisinin Mısır’daki 529 “devrimci”nin idam kararıyla alakalı tek bir kelime etmemesi akıl alır gibi bir olay değil. Üstelik bu “adam” “dünya lideri” diyor kendisine. Dünya liderlerinin bu konuda sessiz kalmasına tepki göstermiyor, bu katliama dur demek için onları göreve çağırmıyor. Susuyor çünkü. Başörtüsünü kullanarak bi seçim kazandı, Mısır’ı kullanarak bi seçim daha kazandı. Artık bunlara ihtiyacı yok çünkü, istediğini aldı ve köşesine çekildi. Cumhurbaşkanlığı için neler üretecek bakalım. İnsanların hangi duygularını sömürecek. İnsanlara ne diyecek de “kandıracak” onları yine. Hep beraber göreceğiz. Göreceğiz ama elimizden bir şey gelmeyecek. Çünkü Gezi Parkı’nda ölenleri hala sahiplenemedi bu insanlar. Kalpleri kaskatı kesildi. Ölen kişi alevi mi, kürt mü diye sordu önce. Onlar için önemli kriter o çünkü. Ne söylesek, ne desek inandıramadık onları “halkların kardeşliğine, dostluğa, insanlığa…” Gerçi öldürülmek üzere olan “din kardeşleri” için de bir şey yapmıyor ya bu insanlar, neyse. 

Neydi o meşhur söz; “dünyalılardan tiksiniyorum.”

Ali Lidar - Ot, Nisan 2014

Ali Lidar - Ot, Nisan 2014

İlk ofis hediyem çok manidar…

İlk ofis hediyem çok manidar…

 “Bazen konuşurken birbirimize dokunuyormuşuz gibi hissediyorum,” demişti bir ara. “Sanki konuşmuyoruz da sarılıyoruz.” 

 “Bazen konuşurken birbirimize dokunuyormuşuz gibi hissediyorum,” demişti bir ara. “Sanki konuşmuyoruz da sarılıyoruz.” 

Her şeyde biraz seni bulurum

Nerde olsam aklımdasın biraz”

kısacası 
bir çiçeği düşünürken ürpermek yok 
gülmek umut etmek özlemek 
ya da mektup beklemek 
gözleri yatırıp ıraklara

ölmek ne garip şey anne 
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla 
şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım 
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım 
baba olamayacağım örneğin 
toprak olmak ne garip şey anne 

ölmek ne garip şey anne

uçurumlar ki sende büyür 

dağdır ki sende göçer 
ben yaprak derim çiçek derim 
çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim 
gül yanaklı çocuğa benzer 
yine de 
oğlunu yitirmek kimbilir 
ne garip şey anne

İçim acıyor. 

İçim acıyor. 

Dün gece rüyamda hastanede Berkin’i bekliyorduk. Doktor geliyordu, öldü diyordu. Kaybettik diyordu. Yapma hocam dedik, söyleme böyle şeyler. Kahrolduk. Derken o an uyandım. Gece uyumam zor oldu sonra. Sabah kalktığımda yaşıyordu. Bu sabah uçmuş gitmiş ama aramızdan o gencecik insan. Benim rüyalarıma bile girip, uykularımı kaçırıyorsa bu çocuk “Polise emri ben verdim” diyen adam nasıl rahat uyuyor? Akp seçmeni nasıl rahat uyuyor? Polisler nasıl rahat uyuyor? Berkin geri gelmeyecek ama biz onu unutmayacağız ve unutturmayacağız. Tüm polisler katildir benim gözümde artık, tüm Akp seçmeni katildir. Türkiye Cumhuriyeti devleti katildir. 80’lerde de 90’larda da 2000’lerde de gencecik insanlara kıymaktan vazgeçmediler.

Büyük firmalarda, küçük adamların emirleri altında çalışmaktansa doğmamış kızımın adına şirket kurup küçük esnaf modunda takılırım. Allah utandırmasın. Yolunuz düşerse çay içmeye beklerim. 

Büyük firmalarda, küçük adamların emirleri altında çalışmaktansa doğmamış kızımın adına şirket kurup küçük esnaf modunda takılırım. Allah utandırmasın. Yolunuz düşerse çay içmeye beklerim. 

O kadar!

O kadar!